Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

neden şeker pancarı?

          NOT: Bu yazı tümüyle Hanyalı Konya Dergisinin Cemaziyelevvel 1439 (onlar miladi yazmıyor valla) sayısından Halil Özkan'ın yazısından çok beğenilerek alınmıştır. Geçtiğimiz aylardaki şeker pancarı mevzusuna bir yorumdur aynı zamanda.             '' Şeker pancarı gayri safi milli hasılaya, buğdaya göre 6, ayçiçeğine göre 3,5 kat daha fazla katkı sağlar. Münavebe sistemi ile yapılan şeker pancarı ziraatının, bakımlı bir tarla bıraktığından kendisinden sonra yetiştirilecek ürünlerde verim artışı sağladığı bilinir. Yine ekim sisteminin münavebeye dayalı olması, tek veya birkaç ürüne dayalı zirai yapının çeşitlilik arz eden bir zirai yapıya dönüşmesini sağlamıştır. Pancar, posa, gübre, melas, kömür, kireçtaşı vs. nakliyeleri nedeniyle ulaşım sektöründe önemli bir iş hacmi oluşturur. Şeker pancarından elde edilen melas, bazı kimya sanayii kolları ile özellikle alkol ve maya üretiminde kullanılır.      ...

neden kıraathaneleri kapatmalıyız?

       Evden çıkıyorum otobüs durağına gidiyorum, evden çıkıyorum kuzenime gidiyorum, ana caddeye gidiyorum… Her seferinde köşeyi gasp etmiş bir kıraathanenin önünden geçiyorum. Bu tek değil. Biraz ilerde bir tane daha biraz daha ilerde bir tane daha. Geçerken bir kadının rahatsız olmaması imkansız çünkü gözler belki art niyetsiz belki kötü niyetle size çevriliyor. Ben yolumu değiştirmiyorum, önlerinden geçiyorum çünkü benim yolumu gasp eden onlar. Ben onlar yüzünden yolumu değiştirmek zorunda değilim.        Genelde iç tarafta oturmayı tercih eden biriyim; sokaklara yayılmış kafelerden özellikle erkek dolu kıraathanelerden hiç haz etmiyorum. Bu belki daha ileri medeniyet seviyesindeki ülkelerde sorun değildir ama burada sokağa çıktığımda rahatsız edici bakışlar demek. Kıraathaneler kapatılsın hashtagine destek vermiştim, sebebini hadisle açıklayacağım:         Peygamber efendimiz ‘’yollarda oturmaktan kaçının’’ d...

neden bir ''kolay gelsin'' demeli?

       Parkta yürüyüşten dönüyorum, çok sinirliyim çünkü her taraf cumartesinin kalan çöpleriyle dolu.  Yaşadığım bu yere kızıyorum. İlerde bir temizlik görevlisi iş başı yapmış. Acıyorum ona, bu kadar pisliği temizleyecek olmak çok zor. ‘’kolay gelsin’’ diyorum, gülüyorum birkaç dakika önceki sinirime rağmen. Adamdan üç ayrı teşekkür geliyor: eyvallah, sağolasın, teşekkür ederim. Ve asık yüzüne koca bir gülümseme yayılıyor. Bu, yaşadığım üçüncü deneyim. Temizlik işçilerine kolay gelsin diyorum ve karşılığında çok güzel şeyler söylemiş gibi gülümsemeler, eyvallahlar alıyorum.        Aslında bu tarz işlerde (yani kanalizasyon, temizlik, güvenlik vs) merhaba, kolay gelsin demek onlar için çok şey ifade ediyor. Bu insanları düşünün, gün içinde çok az iletişimle sanki kimse onları görmüyormuş gibi yaşıyorlar. Psikolojik olarak yorucu ve yaptıkları işten bile zor olabilir bu durum. Farkedilmemek, yok gibi var olmak insanın sosyal yapısı...

Neden ''amayeden'' ?

                      ''Kızım bu şöyle şöyle olur...'' iyi de ''ama yeden?''                       Üç-dört yaşlarım olmalı, konuşmaya başladığım dönemler (evet geç başladım biraz) . Her sorduğum soruya gelen cevaplardan sonra üç yaş aksanıyla ''ama yeden'' diyorum. Sorgulamadan söyledikleri şeye ikna olmuyorum. Teyzemlerin bu şekilde çılgına döndükleri anlatılıyor hala. Ama Sihirli Annem dizisini izlerken misafirleri kovmam kadar sansasyonel değil.                        Sihirli Annem izleyen kuşak işte böyle medya bağımlısı, asosyal, manyak bir nesil oldu. Bu başka mesele ama.                        Blog ismi burdan esti. Çünkü bu huyum benim 19 yıllık kısa hayatımda hiç değişmedi ve muhtemelen değişmeyecek. Bir ''neden'' arama ve bulamayınca kafayı sı...