2016 yazı. Gelecek yıl gireceğim üniversite sınavına hazırlanıyorum. Henüz bölümümü değiştirip değiştirmeyeceğime bile karar verememişim. Gittiğim dershaneden nefret ediyorum. Ama en çok kendimden, görünen saçlarımdan nefret ediyorum. Neredeyse tüm gün yataktan çıkmadığım ve yemek yemediğim oluyor. Ders çalışmıyorum, sınav umurumda bile değil. Yakın aile üyelerim dışında bana ne olduğunu bilen yok. Sorunum çok basit ve beni psikiyatra sürükleyecek kadar da büyük: başörtüsü takmak istemiyorum ama buna mecbur hissediyorum.
Hayır bunu babam dayatmıyor. Hayır annem başörtüsü takmıyor ve hatta takmamı istemiyor. Ailemde böyle bir dini kaygıya sahip kimse yok. Ama bu konu hayatımın dönüm noktalarından biri olan sınav dönemiyle birleşince beni hasta edecek noktaya varıyor. Çözüm antidepresan ve okula başlamam.
2016'nın o bunaltıcı yazınca kafamda sadece tesettür meselesi vardı. Durmadan bunun gerekliliğini araştırıp yapmazsam cehenneme gideceğimi söyleyip duruyordum kendime. Kafamın içinde bir cübbeli Ahmet konuşup durdu o yaz.
Okul dönemi başlayınca kendime geliyorum ve o öğrenim yılı başörtüsünü düşünmeden geçiyor. Ama yıl içinde tanıştığım ve samimi olduğum bir arkadaşımla bu konuyu konuşunca olay netleşiyor: bu yaz birlikte kapanacağız.
Yaza yaklaşırken beynime ince ince işlenen bazı düşünceler var: tesettür olmazsa olmaz, cehennemde yanmak istemiyorum, istediğimiz gibi bir hayat arkadaşı bulmak için başörtü takmamız lazım... Şimdi okuduğumda oldukça saçma gelen düşüncelerle boğuşuyorum.
Evine sıklıkla gidip geldiğim ve düşüncelerinin tesiri altında kaldığım arkadaşımı çok seviyorum. Bu yüzden de ailemin söylediklerine kulak asmıyorum. Ailemde emin olmadığım bir şeyi yapıp daha çok üzüleceğim konusunda çok endişeli. Arkadaşımın ailesinin bağlı olduğu tarikata gitmemden çok çekiniyorlar. Çünkü kendileri dini hep evde yaşadı ve böylesini daha doğru buldular.
2017 yazı bir nevi dönüm noktası oluyor. Üniversite sınavları açıklanıyor, ardından gelen hayal kırıklığıyla tercihler başlıyor. Belki de hayatımın en zor dönemi. Tüm bunların yanında o yaz yapmam gereken başka bir şey daha var: başörtüsü takmak.
Bir gün samimi olduğum arkadaşıma bundan emin olmadığımı söylüyorum. Bana, gideceğim okulun seküler olduğunu ve eğer şimdi yapmazsam bir daha hiç yapamayacağımı söylüyor. İpler bu noktada kopuyor. Din benim en hassas noktam ve gelecek tüm yorumlara bu yüzden çok açık. İradem artık benim kontrolümde değil. Yol haritamızı güvendiğim arkadaşım belirleyebilir. Ailem çok endişeli, sanki geleceği görür gibiler.
Sonunda büyük bir heyecanla kapanıyoruz. Severek evlenmek gibi bir şey. Ama kısa süre sonra aşkın yetmediğini göreceğim. Okullar açılana kadar çok iyi gidiyorum. Ama üniversite denilen bambaşka ortama girince gerçek yüzüme çarpıyor: ben bildiğim Sena değilim. Kendimi tanımıyorum, her gün rol yapıyor gibiyim. Bunu yapanın başörtüsü takışım olmadığını bir süre sonra anlıyorum. Bu zor kararı başkasının tesiri altında kalarak vermiş olmanın pişmanlığı var üzerimde.
Hep kararlarımı kendim aldım. Veya öyle sanıyorum. Ama bu sefer anne baba sözü dinlemediğim kadar hayatımda yalnızca birkaç ay yer almış, beni ne kadar tanıdığı meçhul olan birinin sözünü dinlemiştim. Gururuma yediremiyordum ve benliğim çalınmış gibi hissediyordum.
Bu his ve imaj değişikliğinin getirdiği her şey beni aylar boyu çok kötü etkiledi. Başlarda sevdiğim başörtüsü sonraları benim için engel ve bana hatamı hatırlatan bir sembol oldu. Kapandıktan sonra başörtünün toplumda ne ifade ettiğini ve birçok kadının aslında tesettürlü olmadığını üzüntüyle fark ettim. Bütün bunlar bende büyük bir yük oluşturdu. Her gün kendime yabancılaşarak gittiğim okulumdan nefret ettim.
Nefret ve şiddetli hayal kırıklığının yalnızlıkla mayalanınca insanı nasıl hasta ettiğini umarım kimse yaşamaz. İlaçlar kullanmanıza sebep olacak kadar size üzüntü veren bir dini yükümlülükten ne kadar sevap alabilirsiniz ki?
Bunları neden böyle yarı çıplaklıkla anlatıyorum? Çünkü artık bunları atlattım, yaşadığım ve beni büyüten şeylerden gocunmuyorum ve paylaşma isteği duyuyorum. Tüm bunlar beni büyüttü.
Tüm yıl boyunca tesettürün ilerdeki hayatımda nasıl bir etkisi olacağını düşünüp durdum. Tevekkülü bırakmış ve ümidi kesenlerden olmuştum. Açıkça yasaklanan şeyleri yapıp isyan ederken başörtüsü sizi aklayabilir mi?
Yaza doğru başörtüsüne alışmış ama aklımdaki sorular bitmemiş şekilde gittim.
Başörtüsü hakkında bugün şöyle düşünüyorum: Bir Müslüman kadın İslam'ın şartı olarak başörtü takmalıdır ama asıl yapması gereken bol giysiler giymesi ve dikkat çeken bir tavırda olmamasıdır. Bu bağlamda kaç başörtülü gerçekten tesettürlüdür diyebiliriz?
Toplumda başörtüsünün bu kadar konuşulması kapandığımdan beri beni çok yordu. Tüm ahlak kurallarını yalayıp yutmuşuz, namazları eksiksiz kılıyormuşuz, servetimizden gocunmadan verebiliyormuşuz da sıra buna gelmiş.
Çok yakında tesettürlü oluşumun üzerinden 1 yıl geçmiş olacak. Bu 1 yıl bana çok şey öğretti. Ama en çok ağlamanın, isyan ve nefret etmenin hiçbir yere vardırmadığını.
Bugün tesettür giyiminde kendimi ''olmuş'' hissetsem de manevi anlamda aradığım tatmini bulamadığımı farkediyorum. Diyebilirsiniz ki o zaman örtülü şekilde maneviyatını yükseltmeye çalış. Doğru. Tesettür sana çok yakışmış. Tamam. Biraz daha sabredebilirsin. Eyvallah. Ama yaşadığımız maneviyat parmak izimiz gibi. Ve bu örtü bana kendimden ve imanımdan şüphe duymayı, bazı insanlardan nefret etmeyi getirdi.
Yarın hayatımızda ne olacağını, nasıl kararlar vereceğimizi biz bile kestiremiyoruz. Ve verdiğimiz bu kararlar kimseyi ilgilendirmiyor. En güzeli, gerçekten güvendiğimiz ve bizi tanıyan insanlarla istişare edip yüreğimizle karar vermek. Vesselam.
Bence içten yaşayıp sorgulayabilmen çok hoş . Dinde zorlama yoktur ayeti dinde başka birini zorlama yoktur şeklinde değilki insan kendini de zorlamayacak. Ancak başlıktaki pişmanlığın nedenini sorabilir miyim
YanıtlaSilMerhaba. Yorumunuz için teşekkür ederim :) Pişmanlığın sebebi, hazır olmadan ve tabiri caizse gaz ile bu işe girişmemdi. Baştan da sanki biliyor gibiydim yapamayacağımı. O kadar bunaldım ve dinden soğudum ki bu pişmanlık yarattı bende. “Takmasaydım bari psikolojim iyi bir şekilde ibadetleri yapardım” fikri oluştu o zorlukla.
Sil